Aralarında TMMOBya bağlı odalar, TTB, Tüketici örgütleri, Çiftçi Sen, Ekoloji inisiyatifleri, Greenpeace Türkiye, Çevre platformları ve yöre derneklerinin de bulunduğu GDOYA HAYIR PLATFORMU bileşenleri, özellikle yılda iki milyon ton düzeyinde dışalıma konu olan GDOlu mısır ve soyadan üretilen işlenmiş ürünlerin, 800den fazla çeşitle sofralarımıza ulaştığını, hiçbir etiketleme yapılmadan satışa sunulan bu ürünlerin, halk sağlığını ciddi biçimde tehdit ettiğini vurguluyor. GDOlu tohumları temiz topraklara ekmeye hazırlanıyorlarGDOya Hayır Platformu Bileşenleri tarafından dün Ankara Ziraat Mühendisleri Odası Genel Merkezinde gerçekleştirilen basın toplantısında yapılan açıklama şöyle devam ediyor:Tüketicinin bilgilenme hakkını ihlal eden ve halk sağlığını hiçe sayan bu durum, 10 yılı aşkın süredir tüm çarpıklığı ile sürerken, bu kez Ulusal Biyogüvenlik Kanun Tasarısı Taslağının Bakanlar Kurulunda olduğu ve TBMMne sevkedilmek üzere imzaya açıldığı bilgisi basına yansıdı. Hükümet sözcüsü, konuyla ilgili konuşmasında, zaten ithalatı serbest olan ve tüketilen bu ürünlerin Türkiyede ekimine de serbestlik getirileceğini ifade etti. Anlaşılıyor ki, şimdi sıra, GDOlu tohumları Türkiyenin temiz topraklarına ekmeye geldi…Kamuoyundan bir sır gibi saklanan Tasarı Taslağı yasalaştığında, ortaya çıkacak durum şöyle özetlenebilir; 1) GDOların üretimi ve tüketimine izin verilecek,2) Bu ürünlerin risk değerlendirmesi şirketlerin kontrolünde olacak,3) GDOlu ürünlerden zarar gören çiftçiler ve tüketiciler zararlarını ispat etmek zorunda bırakılacak, bu ürünlerin zararlı olmadığının ispatı şirketlerin üzerinde olmayacak,4) Bu ürünleri ülkemize sokan veya üreten şirketlerin cezai sorumlulukları oldukça düşük olacak,5) Zarara uğradığını iddia eden çiftçiler zamanaşımı tehdidi ile karşı karşıya kalacak,6) Risk denetimine tabi bu ürünlerle ilgili bilgiler kamuoyuna açıklanmayacak, şirket sırrı olarak korunacak,7) Tüketicilerin sağlıklı gıda tüketme hakları, küçük çocuklarla sınırlandırılacak, sadece küçük çocuk ürünlerinde GDO kullanılmayacak,8) Ülkenin tüm genetik varlıkları şirketlerin kontrolü altına bırakılacak,9) Çiftçiler, tohumluk ayırma haklarını yitirecek; tozlaşma vb. yollarla ürünlerine GDO bulaşmışsa şirketlere tazminat ödemek zorunda kalabilecekler,10)Bu ürünlerin denetimi konusunda çiftçi, tüketici, ekoloji örgütlerinin; bağımsız bilimsel kurumların, meslek odalarının herhangi bir söz ve karar yetkisi olmayacak…Ülke tarımı üç – beş şirkete bağımlı hale getirilecek!Yukarıda özetlenen tablo, öncelikle ülkemiz tarımını doğrudan üç – beş şirkete bağımlı hale getirecektir. GDOlu tohum ve pestisitleri (zirai mücadele ilacı) üreten şirketler arasında yapılan evlilikler, bu sürecin tohum ve ilaç için üreticinin her geçen yıl bu şirketlere daha çok ödeme yapmak zorunda kalacağını göstermektedir. Çünkü terminatör teknolojisi ile üreme yeteneği alınmış tohumlar, üreticinin tohum ayırma hakkını da elinden almaktadır. Böylece tüm dünyada konvansiyonel ürünlere göre daha verimli olmadığı ve daha çok pestisit tükettiği kanıtlanmış olan GDOlu tohumlar, temiz topraklarımızı ve üreticimizi, çokuluslu şirketlerin kar aracı haline getirecektir. Sorunun bir diğer önemli boyutu, biyoçeşitliliğimizin ve çevresel değerlerimizin tahribidir. GDOlu ürünlerden olacak gen kaçışları, hem kültür bitkilerini hem de bunların yabani akrabalarını kontamine edecek; bu tabloya eklenebilecek yatay gen kaçışları ile doğada geri dönüşümü olanaksız bir süreç başlamış olacaktır. Tüketici ve halk sağlığı açısından da tablo vahimdir. GDOlu ürünlerden işlenmiş gıda ürünlerinin sofralarımıza ulaşması, halkımızı daha da ağırlaşan alerjik reaksiyon, antibiyotik dayanıklılık, toksik etki, artan doğum anomalileri ve kısırlık gibi sağlık sorunları ile karşı karşıya bırakacaktır. Oysa Avrupa Birliği, şirketlerin EFSA (Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi) üzerindeki artık gizlenemeyen etkilerin varlığına rağmen, topraklarının 1inden az olan bölümünde, yalnızca bir GDOlu mısır türünün ekimine izin vermiş olup; Avusturya, Macaristan, Yunanistan, Almanya ve Fransanın peşpeşe gelen yasaklama kararlarıyla GDOlu ekim alanları 165 bin hektardan 105 bin hektara daralmıştır. Üstelik bu üretimin 80i yalnızca bir ülkede, İspanyada gerçekleştirilmektedir. Önümüzdeki dönemde, halk ve çevre sağlığı ile kamu yararı odaklı bu yasaklamaları n artarak süreceği öngörülmektedir. Bunun yanında Avrupa Birliğinde, içeriğinde 0.9dan fazla GDOlu hammadde bulunan ürünlerin ancak etiketlenerek satışına izin verilmekte iken, halk sağlığı yanında, Türkiyenin kendine özgü kültür ve inanç yapısına saygı gösterilme gereği duyulmadan, GDOlu gıdaların serbestçe satışı gerçekleştirilmektedir.Bu yasa Meclise getirilmeden geri çekilmelidirŞimdi soruyoruz; bu Tasarı Taslağı kime hizmet etmektedir Halkın GDOlu ürünlere hiçbir talebi yokken, halkın örgütlerinden gizlenerek, hangi amaç ve nedenlerle bu düzenleme gündeme getirilmektedir ..Sonuç olarak, ülkenin onurlu ve namuslu çiftçileri, tüketicileri, ekoloji örgütleri, ziraat, çevre, gıda mühendisleri, birlikleri, kooperatifleri, siyasi partileri, demokratik kitle örgütlerinin bu barbarlık yasasına karşı direnmeleri en temel haklarıdır. Ülkemizi açlık ile terbiye etmeye girişenlere karşı, bu yasansın meclis gündemine gelmeden geri çekilmesini talep ediyoruz.Bu ülkenin genetik varlıklarını, biyolojik çeşitliliğini, tohumlarını korumak, toplumsal barışın, adaletin olmazsa olmaz ön koşullarıdır. Bu doğrultuda, hemen hiç vakit kaybetmeden, toplum olarak vekil ettiklerimize bir kez daha sesleniyoruz, şirketlerin geleceğini değil, doğa ve toplum için biyolojik geleceğimizi koruyun. Bir an önce biyogüvenlik altyapısını oluşturun, bu konuda bütçeden bir pay ayırarak ülkemizde genetik kirlenmenin önünü alın. Çiftçilerin daha nitelikli ve sağlıklı üretim yapmasına yönelik örgütlenmeleri geliştirin. Tüketici ve ekoloji örgütleriyle, doğru ve açık bir bilgi paylaşım sürecini başlatın. Toplumun onayını almadan, apar topar hazırladığınız bu yasaya, bu ülkenin gerçek sahipleri olan bizler direneceğiz. Yok oluşumuzu seyretmektense, kendi kaderimizi belirlemeyi tercih edeceğiz. GDOYA HAYIR PLATFORMU BİLEŞENLERİ-TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası-TMMOB Çevre Mühendisleri Odası-TMMOB Peyzaj Mimarları Odası-TMMOB Mimarlar Odası-TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Marmara Bölge Şubesi-TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Ege Bölge Şubesi-Türk Tabibler Birliği-Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF)-Tüketici Örgütleri Federasyonu (TÖF)-Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER)-Tüketici Hakları Derneği-Tüketici Bilincini Geliştirme Derneği-Çiftçi-SEN-Ekoloji Kollektifi-DOĞADER-EKODER-KESK -Tarım Orkam-Sen -Nilüfer Yerel Gündem 21-Gemlik Yaşam Atölyesi Derneği-İçanadolu Çevre Platformu (İÇAÇEP)-Marmara Çevre Platformu (MARÇEP)-Ege Çevre Platformu (EGEÇEP)-Sürdürülebilir Yaşam Kolektifi-Gürsel Tonbul Çiftlik İşletmeleri-İmece Evi İmece Ekoköyü Dogal Yasam ve Ekolojik Çözümler Derneği-Imece Ekoköyü Kooperatif Girişimi -Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği-Muratpaşa Dostları Derneği- Konyaaltı Dostları Derneği-Kibele Ekolojik Yaşam Kooperatifi- PDA Pembe Domates Ağı-Akçaeniş Köyü Çevre Kültür Kalkınma ve Dayanışma Derneği-Kirazlı Ekolojik Yaşam Derneği-Bornova Sivil Toplum Platformu (BORPLAT)-Greenpeace Türkiye-Sinop Çevre Dostları Derneği-Doğu Akdeniz Çevre Bileşenleri-Yeni İnsan Yayınevi-Buğday Derneği-Slowfood Yağmur Böreği Birliği-Slowfood Fikir sahibi Damaklar Birliği -Slow Food Gençlik Gida Hareketi-Slow Food Ankara Birliği -Slow Food Kars Birligi-Boğatepe Çevre Yaşam Derneği-Aromaterapi Derneği (AROMADER)FOTO:http://icmihrak.blogspot.com/2009/06/bugdayn-genetigi-degisir-sermayenin.htmlAlterblogalisation
Kaynak : http://feedproxy.google.com/~r/Alterblogalisation/~3/9Y6h45PQ0RE/gdoya-hayr.html“