Ağu
24
2010
0

Anime dediğin nedir ki, üç beş çizgi! | Naruto Üzerine

Naruto SerisiÖn sıra Sol baştan (Sakura, Naruto, Sasuke)Arka Sıra (Kakashi Sensei, Iruka Sensei) Animelerle sıkı fıkı bir ilişkim olduğunu söylemem doğru olmaz. Ne Manga okumuşluğum vardır şu ömrü hayatımda, ne de Animeleri üçer beşer izlemişliğim. Vakti zamanında Death Note adlı anime serisini bir final dönemi öncesi sırf senaryosunun güzelliğine izlemiş, daha sonraları aslında bir anime olup olmadığı bile tartışılan Amerikan menşeili Avatar The Last Airbenderı izledim o kadar. Bir kaç bölümlük de Fullmetal Alchemist maceram olmadı değil. O yüzden bugün burada bir anime üzerine bir şeyler yazarken baştan bir hatam olursa af dilerim Anime severlerden. Çünkü burada Naruto adlı anime serisini salt bir animeden çok bir dizi olarak ele alacak ve üstüne düşündüklerimi notlarımı yazacağım. Bu kadar sözden sonra 3 – 2 – 1 diyerek başlayalım…İyinin ve Kötünün Son Bulmayan Savaşıİyi ve Kötü, ahlaki iki kavram. Birbirine zıt, birbirlerini doğuran bu iki kavram şu edebiyat tarihinde (Daha da geriye gidersek mitolojik öykülerde sürekli karşımıza çıka çıka bitmediler. En son zamanımızın en bi popüler dizisi Lostu da bu yönde giderken gördük. Aslında basit bir senaryo mantığından ibaret her şey. Birbirlerine zıt bu iki kavramın yarattığı çatışma her zaman için ilgi çekici olmuştur ve bir de iyi işleyen ellerin arasında müthiş eserlere dönüşebilmişlerdir. Ama başarısız ellerde beş para etmeyecekleri de aşikardır…Bugünki iyi kötü hikayemizin başrolünde Naruto var. Kısaca hikayesine baktığımızda zaman ve mekan kavramı pek bizimle aynı olmayan bir fantastik dünyada yaşayan ninjaların hikayesi Naruto. Saklı (Hidden) ninja köylerinin zaman zaman birbirleriyle üstünlük hikayelerini zaman zamansa daha büyük kötülerin aslında çok aşina olduğumuz daha fazla güç isteğini veyahut nefretini anlatan bir öykü.Hikayemizin baş kahramanı Naruto, 12 yaşında (Olmalıydı tam da emin değilim dizi başladığındaki yaşından) küçük bir ninja adayı. Tabi Narutoyu ilgi çekici yapan -belki tam manasıyla bir karakter yapmasa da güçlü bir tip yapan- yan özellikleri de mevcut. Bu yan özelliklere girmeden önce Ninja Dünyamızda bir 12 yıl kadar geriye giderek daha dizinin ilk bölümünden bize sunulan küçük bir bilgiyle devam edelim.Vakti zamanında Konohanın (Gizli Yaprak Köyü) başında büyük bir dert varmış. Bir çeşit doğal afet gibi görülen ve Japoncada Kyubi (9 kuyruk manasına geliyor. Çünkü bu doğal afet saydıkları yaratığık 9 kuyruklu şeytan tilki oluyor) ismiyle anılan bir tilki tarafından köy yerle bir edilmekteymiş. Elbette köyün koruyucaları -ki aslında ülkenin de koruyucuları oluyorlar- shinobiler (yani türkçe mealiyle ninjalarımız) Kyubiye karşı savaş verseler de çok başarılı olamamışlar. Bu devasa güçteki yaratık karşısında bir çok insan hayatını kaybetmiş. Fakat birgün Naruto dünyasında genelde hikayesi sır olsa da Efsane Hokage olarak anılan -Hokage Gizli Yaprak Köyünün lideri olan ninjanın ünvanı oluyor- Yondaime Hokage (Yani Dördüncü Hokage) tarafından kendi hayatı pahasına mühürlenerek saf dışı bırakılmış. Ve Kyubinin mühürlendiği yerse bir çocuğun; yani bizim baş karakterimiz Narutonun bedeninden başkası değilmiş.Aslında hiçbir suçu olmasa da yıllarca köye büyük zararlar veren bu Kyubi korkusu Gizli Yaprak Köyü sakinlerini o kadar nefretle doldurmuşlar ki bizim küçük Narutomuz bu yüzden yalnız bir çocukluk geçirmeye mahkum olmuş. İşte bizim ana hatlarıyla hikayemizin temelini oluşturan bu yalnızlığı yıkmak için canla başla çalışan ve kendi sözleriyle Bir gün Hokage olacağım diye uğraşan Naruto ve Narutonun dostlarının hikayesinden başkası değil. Hikaye ile ilgili daha çok şey anlatmak istesem de bundan sonrası büyük oranda spoiler sayılacağından bu kadarıyla yetinerek yazıma devam edeceğim.Naruto – Bu Benim Ninja YolumNaruto (Sarı Saçlı Olan) ve En büyük Dostu/Düşmanı SasukeNarutoyu bu kadar çok sevdiren ve izlettiren şey sadece kurulu dünyanın sağlam bir hikayeye sağlam olmasından ibaret değil elbette. İlerledikçe karşımıza Naruto dünyası ile ilgili bir çok sır ve gerçek ortaya çıkıp bizi bu dünyaya daha bir bağlasa da aslında olay Naruto ve Narutonun en yakın arkadaşı olan Sasukenin karakter değişimleri ve gelişmesinin hikayesi. Biri insanlarla sonunda bağ kurarak yalnızlığından kurtulmuş olan ve içinde çok büyük bir güç barındırsa da bir miktar amiyane tabiriyle salaklığı yüzünden hep ezilen küçük görülen Naruto; diğer ise tüm ailesi ve klanı bir kişi tarafından katledilerek yalnızlığa mahkum edilen ama doğuştan gelen güçleri sayesinde (Sharingan gözleri) oldukça güçlü ve ailesini öldüren kişiden intikam olmak isteyen Sasuke. İşte bu iki kahramanın zaman içindeki gelişimleri, Narutonun kendini kanıtlama çabası, Sasukeninse intikam hırsıyla dolu ruhunun kendini her daim güçsüz görmesi tabanında ilerleyen hikaye zaman zaman biraz fazla boş bölümlere sahip olsa da sırf Naruto için bile izlenebilecek bir diziyi ortaya çıkarıyor. Evet sırf Naruto için izlenebilecek kıvamda bir dizi çünkü özellikle ilk seride (Naruto adlı anime ilk seri, Naruto Shippuuden ise ikinci seri oluyor) kimseye kendini kabul ettiremeyen Narutonun güçlenerek kendini küçük gören kişileri bir bir yenmesi özellikle zaman zaman büyük bir gaz veriyor izleyiciye. Ve özellikle Narutonun yılmadan savaş vermeye devam etmesi, her şeye rağmen savaşması da oldukça motive edici insanı.Hakkında daha da uzun daha da çok şeyler yazılabilecek olsa da seriyi animesi üstünden takip etmemden dolayı ve tüm bölümlerini bitirip yenileri beklemekte olduğumdan dolayı söyleyeceklerim bu kadarla kalıyor. Özetle sıkı bir dizi Naruto, izlemesi zevkli zaman zaman güldüren, bazen kabul etmek gerekirse duygulandıran ve bunun yanında sıkı savaş bölümleri sunan (Bir savaş yaklaşık 10 bölüm sürebiliyor mesela, her detayı, her karakter değişimini izleyebiliyoruz bu yüzden) ve izlenmesi tavsiye edilen bir dizi Naruto. Belki bölümler ilerledikçe hakkında söyleceklerim de anlatacaklarım da fazlalaşacaktır ama şimdilik benden bu kadar. Umarım dikkatinizi çekmiş ve son zamanlarda sevdiğim nadir şeylerden olan bu diziyi sizin de aklınızın bir yerine not etmişimdir. Esen Kalın…Naruto Shippuden (Artık Naruto ilk halinden biraz daha büyük)Sol Baştan (Ino, Sasuke, Sakura, Choji, Lee (Eğili Duran), Tenten, Neji, Naruto, Shikamaru, Temari, Gara, Kankuro, Shino, Kiba ve Köpeği Akamaru, Hinata)

Kaynak : http://viranbagpostasi.blogspot.com/2009/07/anime-dedigin-nedir-ki-uc-bes-cizgi.html

Yaziyi gonderen in: Kültür Sanat |
Ağu
24
2010
0

Kosmos – Reha Erdemden Bir Deli Hikayesi

46. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivalinin Final Gecesinde, Erden KIRAL yılın en iyi filmini söylemek için sahnede yerini aldığında ağzından şu sözler dökülüyordu: Mevlevilikle, Şamanizmi bir araya getiren bir film… KOSMOSBu seneki Altın Portakala damgasını vuran iki film vardı. Biri İnan TEMELKURANın Bornova Bornovası (5 dalga ödül aldı) bir diğeri ise Reha ERDEMin Kosmosuydu. TEMELKURANın filmini hala izleyememiş olsam da Reha ERDEMin Kosmosunu festival kapsamında izleme fırsatı bulabildim ve iyi ki de bulabildim. Zira ERDEMin filmleri festival kapsamında izlenmediği ve DVDsi çıkmadığı sürece ulaşması zor filmler. Vizyonda pek de uzun süre yer edinemiyorlar. Bunun örneğini geçen seneki Hayat Varda görmüştük. Neyse bu bir başka mevzu diyerek filmin kısa bir değerlendirmesine geçelim.Mücizeler yaratan bir delinin öyküsü Kosmos. Bir çeşit halk kahramanı/anti-kahramanı olan Kosmosun yolu bir gün uzak diyarlardan birine Karsa düşecektir ve karşısına çıkan zor durumdaki insanlara mucizeler sunacak, aşık olacak, aşık olmaya aşık olacak ve zaman zaman mevlanadan, şaman kültüründen dem vuracak ve etrarındaki insanlara ne olursan ol gel diyecek ama kovulacak.Çok kültürlü, çok güçlü bir film KOSMOS. Bir bakıma Türk sinemasında son yıllarda görülen ve amiyane tabiriyle Nuri Bilge CEYLAN sineması olarak adlandırabileceğimiz sinemanın dışına çıkan sonuna kadar ustaca bir film. Benim ağzımda Bunuel, Godard filmleri tadı bırakan ama bunun yanında sonuna kadar bizim öykümüz olan bir film Kosmos.Hakkında daha uzun daha derin şeyler yazmak için bir kez daha izlemem gerekiyor; bunun için de vizyon tarihini büyük bir hevesle bekliyorum.Şimdilik bizde kalansa filmin fragmanından başka bir şey değil ve fragmanı bile bize  bir çok sunuyor:KOSMOS-Reha Erdem from Pelin Gunes on Vimeo.

Kaynak : http://viranbagpostasi.blogspot.com/2009/10/kosmos-reha-erdemden-bir-deli-hikayesi.html

Yaziyi gonderen in: Kültür Sanat |
Ağu
24
2010
0

EZEL: Bir İntikam Masalı İncelemesi

Nereden başlamalı bilemedim… Ne zaman düzenli yazmaya karar versem araya bir çok şey giriyor ve ben gene ara vermiş oluyorum doğal olarak. Aslında yoğun bir mesainin ortasındayım ya gene de bir yorum üstüne bir şeyler karalayayım dedim. Bu seferki konumuz son dönemin en popüler dizisi EZEL üstüne kısa bir değerlendirme olacak.Ay Yapımla ilgili bundan önce epey bir şeyler karaladığım zaman emin adımlarla ilerleyen bir şirket olduğundan bahsetmişim. O zamandan bu yana bir diziyi bitirip (Dudaktan Kalbe) yerine iki dizi (Ezel ve Samanyolu) başlattılar. Eskiden kalan iki dizileri de aynı hızıyla yoluna devam ediyor. İşte bu başlattıkları iki diziden biride Ezeldi. Aslında daha başlamadan evvel bu dizi de bir şeyler var demiştim kendi kendime. Sonra ilk bölümü izler izlemez evet dedim bu dizi tutacaktır. Bu kanıya varmamın belirli başlı sebepleri vardı.Birinci sebebi basitti: Kenan İmirzalıoğlu. Şimdi diyeceksiniz neden? Bu adamın belirli bir izleyici kitlesi var. Şu ana kadar hangi dizide oynadıysa reyting sıkıntısı çekmeden dizi kendini tüketmeden bitmedi. Üstelik bir süredir ekrandan da sinemadan da uzak oluşu yüzünden izleyicisi onu özlemişti. Bu yüzden Kenan İmirzalıoğlu hem rol için hem de ekran için iyi bir seçimdi. İşin gerçeği bu rolü Kenan İmirzalıoğlu dışında türkiyede kim oynar diye sorsalar sanırım verebileceğim bir cevap az çok olmazdı. Belki Özcan Deniz olabilirdi ki onun izleyici kitlesi Kenanınki kadar çok değildi.İkinci sebebiyse prodüksiyondu: Dizi için çok para harcandığı bir çok kişinin olmak istediği yerleri olanca kalitesiyle gösteriyordu dizi. İzleyen kişilerin erkek kesimi ki bu epey bir kısmını alıyor kendini Ezelin yerine koyuyordu. Herkes yaşadığı son aşk acısını, aldatılma, ihanet hikayesini Ezel gibi çözmek isterdi sanırım ama elbette Ezelin bir bölümde de dediği gibi ki şu an unutsam da bu söz başka bir  yazara aitti: Hepimiz kendimizi romanların baş kahramanları sanıyoruz, oysaki bizim hayatlarımız o kadar önemli değil. Ama buna rağmen izleyiciler Ezelin yaşadığı yerlerde yaşamak, arabalara binmek istiyor muydu istiyordu. AMAAAA! bu dizinin en büyük handikabı ev hanımları için çok da ilgi çekici bir dizi olmayışıydı. Daha çok erkekler üstüne kurulu bir hikayeydi ki bunun örneğini Bıçak Sırtında görmüştük ne kadar kaliteli olsa da Reyting açısından iç açıcı olmuyordu. İşte burada üçüncü sebep işin içine girdi:Üçüncü sebep başarılı hikaye dağılımıydı. Hikaye içinde aşkının ve arkadaşları tarafından kaybedilmenin acısını yaşayan bir karakterin, yani Ezelin intikam hikayesini izliyorduk. Ama bunun yanında hem dizinin 90 dakikalık serüvenini daha izlenir kılıp araya bol bol müzikli sahneler koymamak için düşünülmüş flashback/geriye dönüşler hem bize daha Ev hanımlarına uygun bir hikaye sunuyordu. Anne oğul ilişkisi, Aşk ilişkisi ve yanında ilerleyen asıl hikayeyi de etkileyen ve pek bir sevilen entrikalar. İlerleyen bölümlerde bu flashbackler azalsa da Ezel ile Annesi arasındaki ilişkinin, kardeşi arasındaki ilişkinin işlenişi bu tip ev hanımı seyircileri de diziye çekti.Ama bunca şey dizinin tutması için yeterliydi de bu diziyi bu kadar popüler kılan kısmı bu değildi. Hikayesi bakımından Monte Kristo kontundan olanca imkanlarıyla esinlenmiş bir hikaye aslında kötü bir dizi olsaydı şöyle yorumlanıp geçilirdi: Çakma Monte Kristo kontu. Kitabın için etmişler…Bu dizi öyle olmadı. Neden mi? Çünkü hikayeyi iyi tahlil etmiş bir yazar grubuna sahip oldukları açıktı. Senaryoyu yapı-bozuma uğratan ekip: Hikayeyi  günümüzde genç izleyici kitlesinin tercih ettiği amerikan dizileriyle harmanlayıp gelecek-geçmiş ilişkisiyle olanca tadıyla verdiler. Ve araya güzel detaylar ekleyerek daha üst seviye olarak adlandırılabilecek izleyiciyi de katharsise uğratan bir dizi yarattılar. Örnek vermek gerekirse kötü bir karakterin dizinin ilerleyen bölümlerde iyilerin tarafından çıkması veyahut arka planda kalmış bir güvenlik şefinin ölüm hikayesinin bir süre sonra ölen adamın oğluyla yeniden gün yüzüne çıkması gibi. İzleyiciyi oldukça başarılı şekilde ters köşeye yatırmayı bilen bir dizi yapmışlardı. Bir diğer nedense prodüksiyondu. Üstte de bahsettiğim gibi diziye çok para harcamışlardı. Bunun yanında iyi bir ing de kurmuş ekip. Rolüne o kadar uygun ve uyumlu oyuncular seçilmiş ki ve gene bu oyuncular gerçekten o kadar iyi oyuncular ki izleyici dizinin içine hemen çekiyorlar.Diziyle ilgili belki daha söylenecek çok söz çok fazla şey vardır elbette ama ben daha çok dizinin küçük bir değerlendirmesini ve neden bu kadar popüler olduğuyla ilgili az çok bir değerlendirme yapmak istedim. 

Kaynak : http://viranbagpostasi.blogspot.com/2009/12/nereden-baslamal-bilemedim.html

Yaziyi gonderen in: Kültür Sanat |
Ağu
24
2010
0

Karşıyaka 1 – 1 Gaziantep BB Maç Özeti

Bank Asya 1. Lig’de sezona kendi evinde oynadığı Gaziantep Büyükşehir Belediyespor maçıyla başlayan Karşıyaka, 1-1′lik skorla 1 puana razı oldu. Konuk takımın daha derli toplu göründüğü karşılaşmada 56. dakikada Ramazan’ın golüyle yenik duruma düşen Karşıyaka, 59. dakikada Feridun’la beraberliği yakaladı. 8. dakikada gelişen konuk takım atağında Ramazan’ın sağ kanattan ceza sahasına yaptığı ortaya Serdar sert [...]

Kaynak : http://feedproxy.google.com/~r/Beyazorg/~3/gb3q5445BQU/karsiyaka-1-1-gaziantep-bb-mac-ozeti.html

Yaziyi gonderen in: Kültür Sanat |
Ağu
23
2010
0

Charles Lutwidge Dodgson bugün doğmuş ve Alice Liddell’i iyi ki tanımış…

Lewis Carroll ve Alice LiddellAlice LiddellAlice LiddellAlice “Liddell” HargreavesWikipedia – İngilizceVikipedi – Türkçelewiscarroll.org – Carroll hakkında oldukça doyurucu bir site – İngilizceVictorian web – İngilizceLewis Carroll – fotoğrafçı – İngilizceTant mieux – İngilizceGutenberg Projesi’nde Lewis Carrollgeorgemacdonald.info – İngilizceLewis Carroll Society – UK – İngilizceCarroll’dan esinlenilmiş dövmeler – İlginçWikipedia – Alice Liddell – İngilizceWikipedia – Alice [...]

Kaynak : http://www.gunlerintortusu.com/2009/01/27/charles-lutwidge-dodgson-bugun-dogmus-ve-alice-liddelli-iyi-ki-tanimis/

Yaziyi gonderen in: Kültür Sanat |
Ağu
23
2010
0

Mim 1 – Eğer…

Ludmilla “Kitap yazmak isteseydin, ne yazmak isterdin?” konulu bir mime beni de dahil etmiş. Sağolsun. Yanıtlamaya çalışayım kısaca…——-Zor bir soru bu. Balzac “konusu olmayan bir roman yazmak isterdim” diye yanıtlamış bu soruyu zamanında. Ben bunu hep biçemiyle ayakta duran bir kitap yazmak isteği olarak algıladım. Başaramamış sanırım, bununla ilgili bir itirafı yok.15 Mart 2009 [...]

Kaynak : http://www.gunlerintortusu.com/2009/03/26/mim-1-eger/

Yaziyi gonderen in: Kültür Sanat |
Ağu
23
2010
0

En İyi 11 WordPress Eklentisi

WordPress tabanlı blogunu açtın, hayırlı olsun aga.İstiyorsun ki görsel işlevsel olarak geliştireyim. Hani olmuşken güzel olsun, bakanın içi açılsın diyorsun. WordPress’in o kadar çok eklenti desteği var ki, karar vermek zor oluyor,bilirim.Kullandığım eklentileri açıklayarak yardımcı olayım sana. 1) All in One Seo Pack: Bu eklenti temel seo ayarlarını yaparak, blogunu arama motoru dostu yapmana yardımcı [...]

Kaynak : http://www.atgozlugu.com/en-iyi-11-wordpress-eklentisi/

Yaziyi gonderen in: Kültür Sanat |
Ağu
23
2010
0

Hediyeleşmek

Bir hatıra, bir anı, ince bir hüzün bıraktırır bir hediye . devamı zora teslim…

Kaynak : http://www.sessizyusuf.net/hediyelesmek.html

Yaziyi gonderen in: Kültür Sanat |
Ağu
23
2010
0

Bir kadın eğer budalaysa

”Bir kadın eğer budalaysa, eninde sonunda bir insan yıkıntısı ile karşılaşır ve onu kurtarmaya çalışır. Kimi zaman da başarır bu işi. Ama bir kadın, eğer budala değilse, eninde sonunda akıllı, sağlıklı bir adam bulup onu yıkıntıya çevirir. Her zaman başarır bu işi.” Cesare PAVESE

Kaynak : http://www.sessizyusuf.net/bir-kadin-eger-budalaysa.html

Yaziyi gonderen in: Kültür Sanat |
Ağu
23
2010
0

Bazen öyle bir ilişkiye tutulursunuz ki

Bazen öyle bir ilişkiye tutulursunuz ki, ne sevebilir, ne terk edebilirsiniz. Kör kütük bağlanmışsınızdır aslında… En güzel yıllarınızın, acı tatlı hatıralarınızın ortağıdır; iç çekişmelerinizin müsebbibi, yazılarınızın ilhamı, sohbetlerinizin konusudur. Gözyaşlarınızda, bilinçaltınızda, kahkahanızdadır. Korkunca saklandığınız bir sığınak, coşunca öptüğünüz bir bayrak… Sevdanız riyasız, çıkarsız, karşılıksızdır. Sınırsız ve nihayetsiz; “Ölmek var, dönmek yok”tur. * * * Lakin [...]

Kaynak : http://www.sessizyusuf.net/bazen-oyle-bir-iliskiye-tutulursunuz-ki.html

Yaziyi gonderen in: Kültür Sanat |

Tasarim & Uygulama - Internet Center - 2004-2009