Kas
23
2009
0

ÖDEMİ DOĞAL YOLLARLA AZALTABİLİRSİNİZ

Kanser tedavisi sırasında çeşitli nedenlerle ortaya çıkan ödemi bitkisel formüllerle azaltmak mümkün. Maydanoz, mısır püskülü, defne yaprağı ve avokado karışımından hazırlanan çay vücuttaki su ve tuzun atılmasına yardımcı oluyor Çayı haftada 2 kez 1-2 kupa içmek yeterli Hamileyken akciğer zarı kanserine yakalandım. Kemoterapi görüyorum. Bacaklarımdaki şişliğin sebebi ne olabilir?31 yaşındayım. 4 aylık hamileyken akciğerlerimin su topladığı anlaşıldı. Tüberküloz (verem) tanısıyla 1 ay tedavi gördüm. Daha sonra tüple su boşaltıldı. Biyopsi yapılınca mezotelyoma (akciğer zarı kanseri) olduğum ortaya çıktı. Hamile olduğum için herhangi bir tedavi uygulanmadı. 9 ay tamamlanmadan erken doğum yaptım. Doğumdan sonra rahatsızlığım aşırı derecede arttı. Şu anda kemoterapi görüyorum. Her kemoterapi aldıktan 1 hafta sonra bacaklarımda şişlik ve ağrı ortaya çıkıyor. Doktorum damar tıkanıklığından şüphelenip ultrason yaptı. Fakat herhangi bir sorun tespit edilmedi. Acaba bu şikayetlerin sebebi ne olabilir? Nasıl tedavi edilir? A.D.CEVAP Prof.Dr. Erkan TOPUZ :  Mezotelyoma sizin yaşınızda çok nadir görülür. Genellikle toprağında asbest denen kanserojen bir madde olan bölgelerde yaşayanlarda, çimento, mermer fabrikası gibi tozlu ortamlarda çalışanlarda ortaya çıkar. Akciğer mezotelyoması yavaş seyreden bir tümördür. Erken evrelerde yakalanırsa ameliyat düşünülebilir. Gerekirse ağrılı noktalara ya da küçük odaklı yerlere radyoterapi yapılabilir. Tümör ilerlemişse 6-7 yıl önce çıkan bir kemoterapi ilacı devreye girer. Sanırım sizde de aynı ilaç kullanılıyor. Bundan yarar görmezseniz doktorunuz başka bir kemoterapi seçebilir. Bacağınızdaki şişlikler damar tıkanıklığına bağlı olabilir. Fakat şikayetlerin her iki bacağınızda olduğunu söylediğiniz için damar tıkanıklığı ihtimal dışı gibi görünüyor. Kasık lenf bezlerindeki ya da karındaki bir tümör bacakların şişmesine sebep olabilir. Yine elektrolit düzensizliği, protein eksikliği, kalp yetmezliği gibi nedenler de ödeme yol açabilir. Altta yatan sebep neyse tedavi buna göre düzenlenir. Protein eksikliği varsa bol miktarda protein takviyesi gerekir. Yumurta, kırmızı et, balık ve tavuk tüketimi protein ihtiyacını karşılayabilir.  Ama bunlar yeterli olmazsa mama ya da damar yoluyla protein verilebilir . Bir de kemoterapiden sonra şişliğin ortaya çıktığını söylüyorsunuz. Kemoterapi sırasında hastaya 2 litreye yakın sıvı verilir. Kemoterapi serumunuzun hızlı verilmesi ödeme yol açmış olabilir. Ama idrar söktürücü ilaçlarla bu sıvı yavaşça atılabilir. Ödemi atmaya yardımcı olacak bazı bitkisel çözümler de var. Örneğin, saplarıyla birlikte maydanoz, defne yaprağı, mısır püskülü, kiraz sapı ve avokado karışımından hazırlanan çay ödem çözer. Bu çayı haftada 2 kez 1-2 kupa içmek yeterli. Bromelain (ananas hapı), boswellia bitkisi hapı da ödemin atılmasına yardımcı olur. Mezotelyoma hastalarına bol bol kırmızı turp ve tere yemelerini tavsiye ederiz. Ama yeşil, mor, kırmızı, sarı, yeşil meyve ve sebzelerin bol tüketilmesi gerekir. Bağışıklık selenyum, E vitamini, shiitake, maitake gibi mantar haplarını doktor tavsiyesiyle kullanabilirsiniz. Ayrıca yoğurt tüketimini artırın, bol bol muz yiyin. Meyan kökü en önemli tedavilerden biridir; kalp, şeker, tansiyon gibi sorunlarınız yoksa her gün 1 çorba kaşığı toz haline getirilmiş meyan kökü tüketin. 2 ay kullanıp 3 ay dinlenin. C vitamininden zengin olduğu için kuşburnu çayı için. Çörekotu, zerdeçal, zencefil, keten tohumu, dereotu tohumu kullanın. Bağışıklık Sistemini kuvvetlendirmek için**Beslenme ve Diyet Uzmanı Sevil Nas Can dan Ödem Tedavi Önerileriİstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Müdürü Prof.Dr. Erkan TOPUZ Sorularınız İçin:  etopuz@istanbul.edu.trÖnceki Yazılar : * Bilekte Kitle Oluşumu* Küçük hücreli Akciğer Kanser Evreleri * Cilt kanserinden Korunmak * Sarımsağı pişirmeden önce en az 15 dakika bekleyin * Ağız içindeki yara kanser belirtisi mi?  * Erkan TOPUZdan Mide Kanseri önerileri 

Kaynak : http://www.xprodoksit.com/yazi/odemi-dogal-yollarla-azaltabilirsiniz

Yaziyi gonderen in: Sağlık |
Kas
23
2009
0

SİVİLCE İZLERİNDEN KURTULUN

Bembeyaz Dişler için ÇİLEKDişlerimin daha beyaz olmasını istiyorum, ne kadar fırçalasam da istediğim beyazlığa kavuşamıyorum? Doktora temizletmeye gittiğimde kendi diş rengimin sarı olduğunu söyledi ama ben beyaz olmasını istiyorum Şimdiden teşekkür ederim.Bir tatlı kaşığı öğütülmüş adaçayı, Bir çay kaşığı kabartma tozu. Yukarıda ki malzemeleri karıştırın. Bu karışımla dişlerinizi fırçalayın. Haftada bir kez olgun çileğe fırçanızı batırıp dişlerinizi fırçalayın. Böylece hem ağzınız güzel kokar hem de dişleriniz parlar. [Devamı]SİVİLCE İZLERİNİ KAYISI YAĞIYLA YOK EDİN!Yüzümde çok fazla sivilce izi var. Bunlardan nasıl kurtulabilirim?Bir yemek kaşığı votka ve bir çorba kaşığı taze elma suyuyla, alabildiği kadar öğütülmüş yulaf unu ve bir tatlı kaşığı kayısı yağını karıştırın. Bu maskeyi cildinizde 20 dakika bekletin. Ayrıca havuç ve limon suyunu karıştırıp dondurun. Her hün bir kapsülü cildinizde dolaştırın. Bu işlem gözenekleri sıkılaştırır ve cildinizi tazeler.HT MAGAZİN-SUNA DUMANKAYA 7.11.2009Suna DUMANKAYA Sorular için : suna@sunadumankaya.com.tr Son Yazılar :* Suna Dumankaya Muzlu Saç Maskesi* Ten Renginizi Üzüm Çekirdeği ile Açın* Ayak Mantarına Karşı Doğal Tedavi * Yağlarınızdan Kurtulmak İçin * Vitiligo Tedavisi * Saç Beyazlamasını Durduran Formül 

Kaynak : http://www.xprodoksit.com/yazi/sivilce-izlerinden-kurtulun

Yaziyi gonderen in: Sağlık |
Kas
23
2009
0

A GRİBİNE KARŞI MİKROPSAVAR GIDALAR

Mikropsavar GıdalarSon günlerde neredeyse en çok konuşulan konulardan biri de bağışıklık sistemimizi nasıl güçlendirebileceğimiz? Kış koşullarının aniden bastırması sonra da bir ısınan, bir soğuyan havalar bağışıklık sistemini iyicezorlar oldu. Geçen haftaki yazımda sizlere özellikle Domuz Gribinden korunmak için bazı doğal önerilerde bulunmuştum. Bugün ise mikropsavar gıdalardan bahsedeceğim. Uz.Dr. Ender SARAÇ : Aslında halk arasında genelde bulaşıcı hastalıkların hepsinin sorumlusunun vardır. Ama bakteriler dışında virüsler, mantarlar ve hatta bazı parazitler de ateşli hastalıklara yol açabilir. Örneğin; grip hastalığı genelde virüsler tarafından oluşturulabilirken bazen de bakteriyel kökenlidir. Her enfeksiyonun tedavisi de farklıdır. Antibiyotiklerin leblebi gibi bilinçsizce kullanıldığı toplumumuzda bazen çok yanlış uygulamalar olabiliyor. Örneğin virüs hastalıklarında antibiyotikler gereksizdir. Hatta bilinçsizce kullanılırlarsa zararlı bile olabilirler. Antibiyotikler, virüs nedenli gribal enfeksiyonlarda ancak hekim kontrolünde gerekli görüldüğünde kullanılmalı. Beslenmede özellikle çinko, C vitamini, proteinler ve D vitamini bolca alınmalıdır. Çinko, kırmızı et, kabuklu deniz ürünleri ve kabak çekirdeğinde yüksektir. C vitamini ise çiğ yenen yeşilliklerde, turunçgillerde, sivribiberde, ekşi meyvelerde ve kuşburnuda yüksektir. Proteinlerin hayvansal kaynaklı olanları et, tavuk, balık, yumurta, hindi, süt ürünleri gibi gıdalarda yüksektir. D vitamini ise balık, yumurta ve süt ürünlerinde yüksek miktardadır. Bu gıdalar bağışıklık sisteminin iyi çalışması için yardımcı olan gıdalardır. Şimdi bahsedeceğim gıdalar ise, mikroorganizmaların üremesini engelleme yönünde etki eden yiyeceklerdir.1) Karanfil: Ağız enfeksiyonlarında mikroorganizmaların üremesini engeller. 2-3 adet karanfili ağıza alarak hafifçe emip çiğneyerek ve karanfilleri ağızda değişik yerlerde dolaştırarak tüketebilirsiniz. Ancak karanfiller toksiktir. Aromasını alın ama kendisini yutmayın.  2) Fesleğen: Mikroplara karşı direnci arttırır. Hatta hapları solunum yolu enfeksiyonlarına karşı korunmakta kullanılmaktadır.3) Kekik: Göğsü yumuşatır, özellikle de mantar enfeksiyonlarına karşı korunmada yararlıdır. Kekiği isterseniz kaynar suyun içinde bekleterek çay gibi içebilirsiniz. İsterseniz de yemeklere bolca katabilirsiniz. Her iki durumda da yararı vardır. Ancak kekik suyunun farklı bir içecek olduğunu vurgulamak isterim. Kekik suyu daha çok kolesterol ve şeker sorunlarında yarar olan ama kekikten distilasyonla elde edilen farklı bir içecektir.4) Defne yaprağı: Genel olarak mikroorganizmaların üremesini azaltıcı bir etkisi vardır. Direkt olarak yenmez ancak yemeklerin içerisine örneğin 1 tencereye 1, en fazla 2 yaprak konularak kullanılabilir.5) Soğan: İçinde quercetin adı verilen doğal bir antioksidan vardır. Alerjik durumlarda da yararı olur. Soğanın kendisi ister çiğ, ister pişmiş olarak yensin her iki türlü de mikroorganizmalara karşı yararlıdır.6) Sarımsak: İçinde bulunan sülfür bileşikleri mikroorganizmanın üremesini engelleyici bir etki verir. Hatta çoğu kişi sarımsağa doğal antibiyotik adını verir. Sarımsak sadece bakterilere değil, virüs ve mantarlara karşı da etki gösterir. Eğer midenize dokunuyor ya da kokusu rahatsız ediyorsa, sütün içerisinde bütün olarak haşlayıp, bütün olarak yutabilirsiniz.7) Kefir: Özellikle bağırsak florasını dengeler.Bağırsaklarda zararlı mikroorganizmaların gelişmesine engel olur. Vücut direncini artırır.8) Sirke : Doğal olarak arındırıcı bir özelliği vardır. Doğal sirkenin içerisindeki asitlerin mikroorganizmalara karşı korunmada olumlu bir etkisi vardır.9) Limon: Limon da güçlü ve doğal bir asit olarak sirkeye benzer etki gösterir. Isıtıldığında içindeki C vitamini etkisini önemli ölçüde kaybetse bile asidit özelliği ile mikroorganizmalara karşı savaşta olumlu etkisi vardır.10) Şitake mantarı: Doğal olarak vücut direncini artıran, bağışıklık sistemini kuvvetlendiren çok güçlü ve besleyici bir gıdadır. Artık ülkemizde marketlerde yalnız kurusu değil, tazesi de bulunabiliyor.11) Doğal yoğurt : Kefire benzer bir etki gösterir. Ancak kefir probiyotiktir. Yani kendisi direkt olarak yararlı mikroorganizmaları içerir. Doğal yoğurt ise prebiyotiktir. Düzenli tüketildiğinde bağırsaklarda ve vücutta yararlı floranın oluşmasına yardımcı olur.Örnek yiyecekler* Defne yapraklı, soğan ve sarımsaklı levrek veya hamsi buğulama.* Bol yulaf ezmeli, keçi sütlü, bademli kahvaltı.* Zencefilli tavuk.* Bol karanfilli ananas, greyfurt, kivi, ekşi elma, mandalina, portakaldan yapılan taze meyve salatası.* Fesleğen ve sanmsak soslu tam buğday makarnası.* Kekikli defne yapraklı sivri biberli yağsız kuzu şiş.* 1 bardak kefir yanında 1 dilim kızarmış tam buğday ekmeği, bol maydanoz, taze az yağlı peynir.* Sarımsaklı doğal yoğurt.* Sirkeden ve baldan yapılan şerbet, yanında yulaflı bisküvi veya kurabiye.* Soğan çorbası, yanında bir dilim tam buğday ekmeği* Tofulu şitake mantan, yanında bulgur.* 1 kase sarımsaklı cacık, yanında az yağlı kıymalı pırasa.* Keçi peynirli taze yumurtadan sivri biberli omlet.* Bol limonlu, biberli, taze soğanlı mevsim salata, yanında balık ve közlenmiş sivri biber.* Bol limonlu tavuklu çorba, yanında bademli brokoli.Uz.Dr. Ender SARAÇ Tel:212 283 10 80Son Yazıları :Yorgunluk Gideren Doğal BesinlerKeçi Peynirini DeneyinEnder SARAÇtan Zayıflama ÖnerileriEgzersiz Nasıl OlmalıFormula 7Bölgesel Zayıflama

Kaynak : http://www.xprodoksit.com/yazi/a-gribine-karsi-mikropsavar-gidalar

Yaziyi gonderen in: Sağlık |
Kas
23
2009
0

DUPHASTON 10MG TABLET KULLANANLAR

Duphaston 10 mg tablet geri çekildiJinekolojik hastalıkların tedavisinde kullanılan Duphaston 10 mg (miligram) Tablet adlı ürünün 010089 (İ.T: 08.2009-08.2011) seri numaralıları 1. sınıf (A) seviyesinde (tüketici seviyesine kadar) geri çekildi.Alınan bilgiye göre, Duphaston 10 mg (miligram) Tablet adlı ürünün, 010089 (İ.T: 08.2009-08.2011) seri numaralılarının, kendi kutularına ve blisterine konulduğu halde bir kısmında Duspatalin 100 mg Drajeye ait alüminyum folyosu kullanıldı.Bunun üzerine Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü, söz konusu ilacın 010089 (İ.T: 08.2009-08.2011) seri numaralılarına, 15 Ağustos 1986 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Farmasötik ve Tıbbi Müstahzar, Madde, Malzeme ve Terkipleri ile Bitkisel Preparatların Geri Çekilmesi ve Toplatılması Hakkında Yönetme göre 1. Sınıf (A) seviyesinde geri çekme işlemi uyguladı ve gereğinin yapılmasını ilgili firmaya duyurdu.

Kaynak : http://www.xprodoksit.com/yazi/duphaston-10mg-tablet-kullananlar

Yaziyi gonderen in: Sağlık |
Kas
23
2009
0

KİMYASAL PEELİNG NEDİR NASIL UYGULANIR

Kışın Cildinize Kimyasal Peeling Yaptırmayı UnutmayınMemorial Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Ayfer Aydın kimyasal peeling hakkında merak edilenleri anlattı.Yüz, boyun, göğüs, eller ve kollarda oluşan yanıklar, kırışıklıklar, lekeler ve çiller kimyasal peeling sayesinde sorun olmaktan çıktı. Çeşitli kimyasal solüsyonların cilde uygulanmasıyla yapılan kimyasal peeling, ciltte oluşan küçük çukurların ve izlerin giderilmesinde çok etkili bir yöntem.Kimyasal Peeling nedir?Deriyi canlandırmak, gençleştirmek, görünüşünü iyileştirmek için bazı kimyasal solüsyonların uygulamasıdır. Bu tedavide deriye, yüzeyel tabakaların ayrılmasına ve soyulmasına neden olan kimyasal bir asit uygulanır. Çok sayıda kimyasal peeling ajanı olmakla birlikte en sık kullanılanlar glikolik asit, alfa hidroksi asitler (AHA), triklosetik asit (TCA), salisilik asit, jesner solüsyonu ve kombinasyonlarıdır.Kimyasal peeling ile neler tedavi edilebilir?Yanık ve herediter faktörlerin deride oluşturduğu kırışıklar, güneşe ve yaşa bağlı lekeler, karaciğer lekeleri, çiller, kanser potansiyeli taşıyan kabuklu kızarıklık veya yüzdeki koyu renkli lekeler, melazma denilen hormonal veya gebelik lekeleri peeling ile düzeltilebilir, hatta iyileştirilebilir. Aktif aknede iyileşmeye ve akne izlerinde düzelmeye yardımcıdır. Deride oluşturulan soyulmanın ardından yeni deri gelir. Yeni gelen cildin dokusu ve rengi daha düzgün ve daha homojendir.Neler tedavi edilemez?Derideki gevşeme ve sarkmalar düzeltilemez. Kimyasal peeling işlemi yüz gerdirme, kaş kaldırma işlemlerinin yerini tutmaz. Gözkapağı düşüklüğünü gidermede de etkili değildir. Derin çukurlarda bir dereceye kadar yardımcı olabilmektedir. Küçük çukurlar ve izlerde ise çok etkilidir.Nasıl uygulanır?Yüz, boyun, göğüs, eller ve kollara doktorun seçimi ve hastanın derisinin durumuna göre bir asit solüsyonu seçilerek hastane şartlarında uygulanabilir. Deri, yağlarından arındırıldıktan sonra tedavi alanına uygulama yapılır. İşlem esnasında 5-10 dakika kadar hafif yanma ve batma görülebilir. İşlem sonrası normal günlük yaşama hemen dönülebilir. İstenilen sonuçları elde etmek için birkaç seans gerekebilir.Peeling sonrasında beklenebilen durumlar nelerdir?Kimyasal peelingin derinliğine bağlı olarak ciltte, hafif veya güneş yanığı benzeri reaksiyon oluşur. Yüzeysel tipte 1-5 gün süren kızarıklıklar ve hafif soyulmalar olur. Derin tiplerde ödem ve deride gerginliğin yanı sıra kahverengi bir tabaka oluşumunun görülmesi normaldir. Bu tabaka 7-10 günde soyulur.Peeling sonrası nelere dikkat edilmeli?Ciltte oluşan kabuklar kesinlikle soyulmamalıdır. Sadece hekim tarafından önerilen nemlendirici prepatlar kullanılmalıdır. Ayrıca güneşten korunmaya dikkat edilmelidir.Peeling hangi durumlarda uygulanmaz?Peeling yapılacak yüzeyde açık uçuk bulunuyorsa, derin güneş yanığı, açık yara ve enfeksiyonlar varsa, daha önceden o bölgede soyma işlemi yapılmışsa bu yöntem kullanılmaz. Ayrıca Roaccutane tedavisi gören ya da yakın zamanda görmüş kişilere kimyasal peeling uygulanmaz.JetPeel Nedir?Uz.Dr. Ayfer AYDIN (Dermotoloji Uzmanı)  ayfer.aydin@memorial.com.trYazıları :* Lazerle İstenmeyen Tüylerden Kurtulmak* Behçet Hastalığı* Kışın Bakımlı Saçlar İçin İpuçları* Canlı Cilt İçin

Kaynak : http://www.xprodoksit.com/yazi/kimyasal-peeling-nedir-nasil-uygulanir

Yaziyi gonderen in: Sağlık |
Kas
23
2009
0

MELAZMA VE MELAZMA TEDAVİSİ

AH ŞU GÜZELLİK DÜŞMANI LEKELERDr. Ceyda ŞENER ile Güzellik:Gençken bunlara çil ya da benek denir. Yaşlandığımızda ise isimleri yaşlılık lekeleri olarak değişir. Aşırı pigmentasyon (hiperpigmentasyon), en basit ifadeyle cilt üzerindeki lekelerin artmasıdır. Eğer cilt renginizin göze hoş görünmeyecek şekilde ve hiç kaybolmayan kahverengi lekelerle kaplandığını hissediyorsanız, yalnız değilsiniz. Lekeli ciltlerin tedavisi zordur; fakat her gün yeni seçenekler listeye eklenmekte. En modern tedavi, güncel formülleri daha agresif tıbbi tedavilerle yan yana kullanarak alınacak en iyi sonuçların korunmasını sağlamaktadır. Fakat; hiperpigmentasyonu uzun süreli kontrol altına almanın en etkili yolu, güneş ışığından kaçınmaktır!Melazma, deride oluşan siyah leke hastalığının Yunanca adıdır. Hamilelikle ilişkilendirildiğinde, kloazma ya da hamilelik örtüsü de denilmektedir. Bu, yüzdeki bir çeşit pigmentasyondur; fakat kimi zaman yanak, alın, üst dudak, burun, çene ve alt çene altında oluşan bronzlaşmalarla karıştırılmaktadır. Kolun ön kısmında da nadir de olsa görülebilmektedir.Melazma her ne kadar çoğunlukla doğurganlık çağındaki kadınlarda görülse de, bu hastalığa yakalanmak için mutlaka hamile ya da kadın olmanıza gerek yoktur. Hamileliklerinde bu hastalığı geçirmeyen yaşı ilerlemiş kadınlar ve esmer erkeklerin yüzde 10 kadar bir kısmında da görülebilmektedir. Melazmayı tümüyle tedavi edebilen bilinen bir çare yoktur. Hamilelikle ilgili pek çok örnekte, lekeler doğumdan sonra gözden kaybolmaktadır; fakat kalabilirler de. Neyse ki günümüzde bu siyah lekeleri küçülten ve pasif hale getiren tedaviler geliştirilmiştir. Başarılı bir tedavi genellikle güneş koruyucu, ağartıcı kremler ve zaman üçlemesi ile başlamaktadır.Melazma yazın güneş ışığına maruz kalındığında koyulaşma eğilimi gösterir ve kışın güneş ışığının etkisi azaldığında da solar. Cilt pigmentlerinden melanin, cildi aşın etkilenmeden korumak için güneşin ultraviyole ışınlarını emdiğinden, bu mevsimsel renk değişiklikleri gerçekleşmektedir. Sonuç olarak bronzlaşma olur ve siyah bölgelerin daha da koyulaşmasına neden olur. Melazma, açık kestane ya da yoğun güneş ışığı alan bölgelerdeki bronz cilt tiplerinde daha sık görülmektedir.Pek çok güzellik konusunda olduğu gibi, melazmada da genler önemli rol oynamaktadır. Hastaların yüzde 30dan fazlasının ailelerinde de bu hastalık görülmüştür. Alerjik reaksiyonlar sonrasında ciltte oluşan kızarıklıklar ya da yüzdeki, (özellikle de dudak üstü), tüylerin ağdayla alınması da bu hastalığı tetikleyebilir. Antibiyotikler, tetracycline ve minocycline ve antimalaryal gibi ilaçlar da melazmaya neden olabilmektedir. Ama ciltte bu şekilde kalıcı lekelere yol açan ana nedenler dört tanedir: Hamilik, ağızdan alınan hamilelik önleyici ilaçlar, Genetik faktörler ve güneş ışığına maruz kalmak.Pek çok cilt beyazlaştıncı ürün, arka arkaya kullanıldığında tek başlarına kullanıldıklarından daha iyi sonuç vermektedir. Bunun yanısıra ciltteki bu leke sorununa ilaçla tedavi yeterli olmazsa günümüzde son derece gelişmiş olan lazerle tedavi eklenebilir. Cildinizdeki çil ve lekelerin azalması ve tedavisi için aşınya kaçmadan bitkisel reçeteler de deneyebilirsiniz.Melazma (Lekeler) için bitkisel reçete¦ Bir adet limon suyuna, bir adet yumurta sarısı, bir yemek kaşığı toz şekeri koyup kanştırın. Karışımın içine yarım bardak su ilave edip karıştırmaya devam edin. Hazırlanan karışımı yüzünüze sürüp yirmi dakika bekleyip cildinizi ılık su ile durulayın.Dr. Ceyda ŞENERÖnceki Yazılar :* Doğal maskeler ile cilt temizliği * Güneş yanıkları için bitkisel çözümler* Şişmanlatmayan gıdalar* Kırışıklık ve lekelere son

Kaynak : http://www.xprodoksit.com/yazi/melazma-ve-melazma-tedavisi

Yaziyi gonderen in: Sağlık |
Kas
23
2009
0

BURN OUT SENDROMU NEDİR?

Dikkat stres Burn Out Sendromuna yol açabilir! Stres yaşamın özünde her zaman vardır. Günümüzde de birçok insan kendini gereğinden çok yorgun hissediyor. Kadıköy Şifa Hastanesi Psikoterapisti Fatma Tosun, stresin olumsuz etkilerini ve başa çıkma yollarını anlattı. Yoğun ve uzun süreli stres altında; adale geriliminde artış, kalp vurum sayısında ve solunumda hızlanma, kan basıncında artış gibi fizyolojik tepkiler gerçekleşir. Salgılanan stres hormonları, kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, baş ağrısı, bağışıklık sisteminin zayıflaması gibi hastalıklara neden olabilir. Burn Out Sendromu (Tükenmişlik Sendromu)Burn out ifadesi, vücudun fiziksel ve ruhsal olarak çökmesi anlamına geliyor. Bu sendrom sürekli stres altındaki kişilerde görülür. Bu sendromu yaşayan kişiye yaptığı iş giderek daha anlamsız gelir, çalışma isteğini kaybeder. Giderek daha kolay sinirlenmeye başlar.Stresten işte bu yollarla korununSolunum kontrolü: Doğru ve derin nefes alıp-vermeyi yapabilmek, gevşemeyi öğrenme yolunda atılan ilk adımdır. Bedensel gevşeme: Başınızdan başlayarak sırayla vücudunuza odaklanmak ve gevşemek sizi rahatlatır.Fiziksel egzersiz: Düzenli yapılan egzersiz kas gerginliğinin azaltılmasında etkilidir. Masaj: Sinir sistemi üzerinde iyi hissetmenizi sağlayan hormonları harekete geçirir. Tatil: Kısa ya da uzun tatiller yapmak rahatlatır. İstanbul Tıp Fakültesi Dergisi Burn out Sendromu Yazısı (Pdf Formatında) * Prof.Dr. Ahmet MARANKİnin Stres için Önerileri * Troid ve Stres * MARANKİ den Stres ve Sinir için kür* Prof.Dr. Mehmet ÖZden Stresle Mücadele yöntemi* Prof.Dr. İbrahim SARAÇOĞLU Depresyon için Bitkisel Kür

Kaynak : http://www.xprodoksit.com/yazi/burn-out-sendromu-nedir

Yaziyi gonderen in: Sağlık |
Kas
23
2009
0

YÜZÜ PARÇALANAN KADIN

Bir tülün ardından konuşan talihsiz kadının saldırıda yüzündeki kemiklerin büyük bölümü kırılmış, şempanze, ellerini, burnunu, dudaklarını ve gözkapaklarını koparmıştı. Hayvan, Charlanın kafa derisinden de büyük bir parça kopardı.Sadece bir parmağı kalan kadın doktorlar tarafından yüzünde özel olarak oluşturulan bir delik sayesinde yalnızca sıvı besinlerle beslenebiliyor. Yüzünü gizlemek için siyah bir tülün arkasına hapsolan kadın, Böyle olmak zorunda olan benim. İnsanlar değil. O yüzden ne diyecekleri de umurumda değim diyerek, Oprahta yüzünü açtı. Saldırının boyutunun ve dehşetinin inanılmazlığı da böylece görüldü.Connecticut, Stamfordda meydana gelen saldırıyı hatırlamadığını ve şu anda korkunç yaralarına rağmen acı duymadığını söyleyen Charla, Hatırlamak istemiyorum, çünkü bunun nasıl bir şey olduğunu hayal edemiyorum. Sağlığıma kavuşmak istiyorum. Kabuslarla uyanmak istemiyorum diye konuştu.Travisin her zaman korkutucu bir hayvan olduğunu söyleyen Charla, Bir keresinde bahçede koşturup duruyor, ağaçlara tırmanıyordu. Sırtıma atlayıp, Saçımdan büyük bir tutam kopardı. Sandra gülüyordu ve ben onu bunun acıdığını söyledim. İnsanlara şunu söylemek istiyorum. Egzotik hayvanlar çok tehli ve onlar etrafta olmamalılar dedi.Charla, şimdi kendisine yüz ve el nakli yapılmasını istiyor.Ohiodaki 46 yaşındaki bir hastaya yüz naklinin yapıldığı Cleveland Kliniğinde tedavi görüyor. Charla, şempanzenin sahibi Sandraya 50 milyon dolarlık tazminat davası açtı. Ayrıca gerekli önlemleri almadığı için devlet aleyhine de 150 milyon dolarlık dava açabilmek için ilgili merciye başvurdu.Şempanze 14 yaşındaydı ve adı Travisti. Travis aslında ABDde bir hayvandı. TV reklamlarında ve televizyon dizilerinde oynayan Travisin kadına neden saldırdığıyla ilgili yapılan soruşturmalardan tam olarak bir sonuç alınamadı. Ancak hayvan üzerinde yapılan toksikoloji testlerinde bir anti anksiyete ilacı olan Xanaxa (zanaks) rastlandı. Bu ilacın saldırıdaki etkisiyle ilgili ise bir kanıta ulaşılamadı.Maymun tarafından yüzü tamamen parçalanan talihsiz kadının görüntüleri

Kaynak : http://www.xprodoksit.com/yazi/yuzu-parcalanan-kadin

Yaziyi gonderen in: Sağlık |
Kas
23
2009
0

İNSÜLİN DİRENCİ NEDİR NASIL ÇÖZÜLÜR

İnsülin direnci nasıl çözülür?Genetik mirasında “insülin direnci” yazanlar, kolay şişmanlar. İşin kötüsü, bu şanssız insanların kiloları arttıkça insülin direnci daha da derinleşir.Bu da daha fazla kilo almak anlamına gelir. Yani tam bir kısırdöngü söz konusudur. Allah bu insanlara kolaylık ve sabır versin!Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLU İnsülin direnci problemini çözmenin en etkili yolu, kilo vermektir. Bizim tecrübelerimize göre yüzde 5’lik bir kilo kaybı bile direnci kırmaya yetiyor, yüzde 10’un üzerindeki kilo kayıpları sorunu neredeyse çözüyor. Kilo vermek kan şekerini kontrolünü dengeliyor, kan basıncını düşürüyor, trigliseridi normal değerlere getiriyor. Bir süre sonra iyi kolesterol HDL’de yükselmeye de yol açıyor. Kısacası insülin direnci genetik mirasta yazılı kalıcı bir “kodlanma hatası”, “genetik bir eğilim” durumudur. Bu nedenle “asla tamamen yok edilemez, sorun kökünden çözülemez” ama pek çok genetik sorun gibi o da yönetilebilen, kontrol altına alınabilen bir problemdir. NE YAPMALI?“İnsülin direncinin nasıl kontrol altında tutulacağı” sorusunun yanıtına gelince… Bu, bilgili bir hasta ile uzman bir sağlık ekibinin birlikte çalışarak başarabileceği bir iştir. ınsülin direncini normale getirmek, sadece ilaç yutmak veya yalnızca diyet yapmakla mümkün olmaz. Bu iki önlem birlikte uygulansa bile arzu edilen sonuç her zaman alınamaz. Çünkü bu iş, egzersiz olmadan asla başarılamaz…Sorunun çözümü, kilo vermekten geçiyor. Mevcut kilonun yüzde 10’unun kaybı, yukarıda da belirttiğimiz gibi orta ve uzun vadede mükemmel yararlar sağlıyor ama ne var ki insülin direncini yönetmeyi öğrenmeden kilo vermek oldukça zor, hatta imkânsız!Bir miktar kilo verilse de bir süre sonra fazlasıyla geri alınıyor. Bunun için mutlaka “medikal bir kilo programı” şart. Çoğu hastada “diyet+egzersiz+ilaç” üçlüsü olmadan başarılı olmak mümkün değil. Egzersiz Uzmanı Özcan KIZILTAŞEgzersiz: Power walking “İnsülin direncinin azaltılmasında en etkili egzersiz hangisi” sorusunun yanıtını vermek pek kolay değil. Gözlemlerimiz, yürüyüşün en önemli “direnç kırıcı egzersiz” olduğu yönündedir. Biz özellikle “power walking” diye tanımlanan ve orta yaşlı biri için dakikada 100-120 adım atmayı temel koşul kabul eden tempolu ve sıkı yürüyüşlerin etkili olduğunu düşünüyoruz.Adım sayısı zaman içinde dakikada 140-150’ye kadar çıkarılabilir. Yürüyüş süresince elde yarım-bir kiloluk ağırlık taşınması, vücudun üst bölümündeki adaleleri de kullanıma sokacağından egzersiz etkinliğini artırır. Egzersiz çalışmalarını düzenli olarak haftada üç kez yapmak ve mümkün olduğu kadar kalp hızını dakikada 100’ün üzerine çıkarmak (mümkünse 120’ye yaklaştırmak), etkili bir sonuç almayı kolaylaştırır.Yürüyüş dışında yüzme, bisiklet çevirme, merdiven inip çıkma da etkili egzersizlerdir. Önemli olan nokta da egzersiz programına başlamadan önce mutlaka bir doktor kontrolünden geçmektir.Dr. Evren ALTINELEn etkili ilaç: Metforminİnsülin direncini azaltmak için bazı reçeteli ilaçlardan da faydalanabiliyoruz. En çok kullanılan ilaç “metformin”dir. Metformin, dokularda insülinin etkinliğini artırıyor. Dolayısıyla şekerin kullanımı da artıyor.Bununla birlikte metforminin, bazı yan etkileri olabileceğinden mutlaka doktor kontrolünde kullanılması gerekiyor. İnsülin direncine bağlı kilolarından kurtulurken metformin içeren ilaçlardan yarar görenler (glukofaj, glufor, glokofen, diaformin gibi ürünler), birbirlerine bu ilaçları tavsiye ediyorlar. Ancak bu son derece yanlış bir tutum. Çünkü bu ilaçlar kanda lâktaz seviyelerini artırabilir, laktikasidoz gibi tehli tablolara yol açabilir.Ayrıca hamilelerin kullanmaması gerekir. Karaciğer, böbrek yetmezliği olanlarda da kullanmamak lazımdır.İnsülin direncini azaltan ilaçlar arasında “tiazolidindionlar” da var. Bu grupta yer alan ilaçlar (pioglitazon, rosiglitazon, troglitazon) dokuların insüline duyarlılığını artırdıklarından insülin rezistansını kırmak için kullanılırlar. Bu ilaçların da mutlaka doktor tarafından önerilmesi halinde kullanılması lazımdır.Aynı amaçla “alfa-glukosidas baskılayıcılar”dan ve “benfotiyamin”den de yararlanmak mümkündür. Unutmayın, bu ilaçlardan hangilerinin ne dozlarda, ne süre ile ve ne sıklıkta kullanılacağına yalnızca doktorlar karar vermelidir.Dyt. Nilüfer BAYRAMEn etkili beslenme tarzı: “GI Diyeti” İnsülin direnciniz varsa, beslenme planınızda da bazı değişiklikler yapmak zorundasınız. Her şeyden önce şeker, un ve nişastalı besinleri azaltmanız, aç kalmamanız, öğün atlamamanız, sık yemeniz gerekiyor.Özellikle sofra şekerinden, şekerle hazırlanmış tatlılardan, fruktoz şurubu içeren meşrubatlardan, “un, yağ, şeker” ile üretilmiş paketlenmiş ürünlerden (bisküvi, browni, kek, cips, pasta, kurabiye, gofret) kesinlikle uzak durmalısınız.Aynı önlemleri, kilo alma eğilimi gördüğünüz çocuklarınız için de sıkı bir şekilde uygulayın. Ayrıca şekeri bol meyvelerden (üzüm, incir, karpuz, muz) uzak durun. Çaya ve diğer içeceklere şeker eklerken iyi düşünün.Bunlar GI (Glisemik Indeks) diyetinin ana hatlarıdır. Ayrıca glisemik yükü düşük olan yiyeceklerle beslenmeyi alışkanlık haline getirin. Glisemik yükü az olan besinler konusunda diyetisyeniniz sizi bilgilendirecektir. Bu konuda bilgi almak isteyenler, Yaşasın Hayat diyetisyenlerinden e-mail veya telefonla bilgi alabilirler.Dyt. Güneş AKSÜS İnsülin direnci çözülünce…* Hipoglisemi sorunu ortadan kalkıyor. Tatlı krizleri, açlık nöbetleri, uyuklamalar, sinirlenmeler, öfkeler, anlamsız, aşırı ve ani tepkiler, uyku bölünmeleri, çarpıntı ve terlemeler tarihe karışıyor!* Kilo vermek kolaylaşıyor. Verilen kilolar yeniden geriye alınmıyor. Kilo yönetimi sorun olmaktan çıkıyor.* Kan şekeri yükselmeleri sona eriyor. şeker hastası olmanın önüne geçilebiliyor.* Kan yağları dengeleniyor. Trigliserid normale dönüyor. ıyi kolesterol HDL yükseliyor. Total kolesterol düşüyor.* Kan basıncının dengelenmesi kolaylaşıyor.* Karaciğer yağlanması ortadan kalkıyor.Prof.Dr. Osman MÜFTÜOĞLUİletişim ve Sorularınız için : Süleyman Seba Caddesi No:39 Akaretler 34357 Beşiktaş İSTANBUL Tel:(212) 236 73 00 Faks:(212) 236 57 75Son Yazılar :* Kahvaltı mı Akşam Yemeği mi?* Kırışıklık Kürü * Neden Kilo Veremiyorum? * Paket Diyet Gerçeği * Karalahana Guatr Yapar mı? * Karaciğer Yağlanması ve Tedavisi

Kaynak : http://www.xprodoksit.com/yazi/insulin-direnci-nedir-nasil-cozulur

Yaziyi gonderen in: Sağlık |
Kas
23
2009
0

SAĞLIKLI BİR HAYAT İÇİN REİKİ

SAĞLIKLI BİR HAYAT İÇİN REİKİBiraz daha olumlu düşünebilmek, aklımızı kontrol etmek, sağlıklı bir hayat istiyorsanız. Belki de çözüm REIKIde…  Reiki kelimesi Japoncada Evrensel Hayat Enerjisi anlamına geliyor. Bireyin kişisel farkındalığının artması, enerjisini doğru kullanması ve sezgilerinin güçlenmesi üzerine kurulu bir şifa yöntemi. Her şeyin merkezinde de hayat enerjisi var.Reikide kişi evrensel hayat enerjisine kanal oluyor. Ne kadar çok uygulama yaparsa da kendi enerjisi artıyor, daha dengeli, kendiyle uyumlu bir birey haline geliyor.Reikinin prensipleri neler?.Minnettar olacağım..Kızgınlık hissetmeyeceğim..Dürüst olacağım..Herşeye ve herkese saygılı olacağım.Nereden çıktı bu Reiki?Reiki, kökleri çok eskilere dayanmakla beraber ilk defa Japon rahip Mikao Usui tarafından bir iyileştirme yöntemi olarak kullanıldı.Reiki tıbbi tedavileri reddetmiyor, tam tersine tamamlıyor. Pozitif düşünce ve rahatlama ile vücudun gerginliğini alıyor, sakinleştiriyor. Yani fiziksel anlamda pozitif etki yaratıyor. Reikinin bırakın ağrı sızılara iyi gelmesini, kanser, tansiyon gibi daha ciddi hastalıklara da olumlu etki yarattığı, bağışıklık sistemini güçlendirdiği söyleniyor.Reikinin yararları sadece fiziksel değil. Düzenli-Reiki yapan kişi dinginleşiyor, doğru noktalara odaklanabiliyor, sakinleşiyor. Duygusal karmaşaların daha kolay üstesinden gelebiliyor. Daha olumlu, yapıcı ve yaratıcı oluyor. Kendinde iyi olanı görüyor. Daha algıları açık, dinç oluyor.Bunların sonucunda da Reikinin psikolojik sorunlara da iyi geldiği söyleniyor. Depresyon, fobi, paranoya gibi sorunlar başta olmak üzere, daha hafif durumlara da olumlu sonuçları oluyor.Reiki eğitimiReiki eğitimi aşama aşama. Biri tamamlanmadan diğerine geçilemiyor. Sabır istiyor, inanç istiyor.Eğitimleri Reiki Master denilen özel eğitmenler veriyor.1.Aşamailk aşamada Reikinin teorisi öğretiliyor, yani işin felsefesi. Bir veya iki gün süren eğitimde Reikinin ne olduğu ve nasıl işlediği öğreniliyor. Buna ek olarak, enerjiye kanal olmak için ne yapılması gerektiği, vücutta hangi bölgelerden enerji akımının sağlandığı da bu aşamada yer alıyor. Bu bölgeler ise vücuttaki çakralar oluyor. Aralarında kalp, alın ve mide de olan yedi temel bölgede bulunan çakralar aracılığıyla enerji aktarımı nasıl yapılır öğreniliyor. Aktarım için ise avuç içleri kullanılıyor. Eller bu bölgeler üzerinde tutuluyor ve enerji aktarılıyor.Sonra bu bilgiler uygulanıyor. Bu ilk eğitimi alan kişi artık Reiki için kanal oluyor ve dokunarak veya çok yakından enerji akımını sağlayabiliyor. Yani uyumlanma sağlanmış oluyor, ilk aşamadan sonra 21 günlük bir arınma süreci var. En az 21 gün boyunca Reiki uygulanıyor ve kişi uygulamayı iyice öğreniyor.2.Aşamaikinci aşamanın en önemli başlığı uzaktan enerjiye kanal olma yöntemleri. Bu yöntemleri uygulamak için de Güç, Uzaklık ve Mental olmak üzere özel Reiki sembolleri kullanılıyor. Bu semboller öğretiye saygıdan gizli tutuluyor.3.AşamaBu son aşama ile Reiki Master olunuyor. Bir önceki aşamada olduğu gibi, kişi bu aşamaya hazır olmalı ve yeterince uygulama yapmış olmalı deniyor. En önemlisi de, bu aşamaya gelen kişiler için Reiki bir yaşam felsefesi, hayatın ana öğretisi oluyor.Ben de bu eğitimi almak istiyorum! diyorsanız…•Sabırlı olmanız gerektiğini en baştan bilin.•Biraz araştırın ve bu öğretinin size uygun olduğuna emin olun.•Bol bol uygulama yapmanız gerekeceğini unutmayın. ReikiMelis ÇETİNKAYA HT

Kaynak : http://www.xprodoksit.com/yazi/saglikli-bir-hayat-icin-reiki

Yaziyi gonderen in: Sağlık |

Tasarim & Uygulama - Internet Center - 2004-2009